[Elitin El Kitabı] --
Hani nazım'ın dizesi vardır; "bence şimdi sen de herkes gibisin."
İlk aşktan ayrılınır. Biraz zaman geçmeden yeni bir ilişkiye başlarsan, sevemezsin, kalbin mavi ekran verir. Başlayamazsan zaten kalbin mavi ekran vermiştir.
Birine aşık olur gibi olursun, sonra geçer. Garip bir haldir bu. Emin olamazsın.
Bazılarımızın (kadın/erkek) şirazesi kayar, en efendi insan bile potansiyelliyse ( biraz yakışıklı/güzel, hoş sohbet ya da zenginse) piç olur çıkar. Her birlikte olduğu kadınla/erkekle biraz daha kalbinin kararmasını hissediyordur.
Nedir kalp kararması.. Yani onu seven ama onun sevmediği biriyle - umut mu vermiştir, yoksa şehvetten midir; bir ilişkiye başlar kendinden tiksinir. Daha çok mutsuz olmaya başlar. Bir insanın kalbi de böyle kararır.
Uzun süre kurtulunmayan duygu ise; onca yaşantıya, emeğe bakarak "ama ben onunla olacaktım" hayal kırıklığıdır.
Sonra kimseyi yakıştıramazsınız, o en güzeldir. Hatta bu duygulardan kurtulamayıp bu kişiyi saplantı haline getirerek ona ya da kendi hayatının tümüne zarar verenler vardır. Ya örneklerini biliyoruz.
İnsan farkındaysa bu sayılan duyguların varlığından; kurtulamayacağından korkar.
Ağlayamamak gibi aşk da bir delilik halidir. Benim tespitim değil elbette ama güzel bir sözdür. Herkesin ilk razı olduğu bu hal de doğal olarak ilk aşkta var olur. Al yine buradan yak.
Ama hepsinin sonu, tekrar aşık olmaya bakar. Tekrar aşık olur da ayrılırsanız mesela; o kimse ilk aşkınız gibi olur, aynı şeyleri yaşarsınız; ha daha çok tecrübeniz vardır; daha az koyar. Ama koyar. Bu yüzden son aşk daha az koyduğundan belki de ilk aşk efsane olmuştur.
Mesela turgut uyar ne der bu konuda:
"galiba ilk'ler değil önemli olan. Koşullar. Bir yaşta herkes dünyayı kendine göre görür, kendine göre yorumlar. Bu gördüğü, kurduğu, yorumladığı, genellikle doğrudur, yaratılışı doğrultusundadır...
'Her şeyden biraz kalır' diyor bir italyan atasözü. En inandığım doğrulardan biri. Söylemeden edemeyeceğim bir doğru da şu: aşk söz konusu olduğunda, ikinci de, üçüncü de, sonuncu da ilk'tir."
İlk aşkla, Son dediğimiz aşk arasındaki tek fark; ilk insana gösterdiğimiz tahammülü - daha çok sevsek bile- diğerlerine gösteremememizdir.
manitaciyan,
İlk aşktan ayrılınır. Biraz zaman geçmeden yeni bir ilişkiye başlarsan, sevemezsin, kalbin mavi ekran verir. Başlayamazsan zaten kalbin mavi ekran vermiştir.
Birine aşık olur gibi olursun, sonra geçer. Garip bir haldir bu. Emin olamazsın.
Bazılarımızın (kadın/erkek) şirazesi kayar, en efendi insan bile potansiyelliyse ( biraz yakışıklı/güzel, hoş sohbet ya da zenginse) piç olur çıkar. Her birlikte olduğu kadınla/erkekle biraz daha kalbinin kararmasını hissediyordur.
Nedir kalp kararması.. Yani onu seven ama onun sevmediği biriyle - umut mu vermiştir, yoksa şehvetten midir; bir ilişkiye başlar kendinden tiksinir. Daha çok mutsuz olmaya başlar. Bir insanın kalbi de böyle kararır.
Uzun süre kurtulunmayan duygu ise; onca yaşantıya, emeğe bakarak "ama ben onunla olacaktım" hayal kırıklığıdır.
Sonra kimseyi yakıştıramazsınız, o en güzeldir. Hatta bu duygulardan kurtulamayıp bu kişiyi saplantı haline getirerek ona ya da kendi hayatının tümüne zarar verenler vardır. Ya örneklerini biliyoruz.
İnsan farkındaysa bu sayılan duyguların varlığından; kurtulamayacağından korkar.
Ağlayamamak gibi aşk da bir delilik halidir. Benim tespitim değil elbette ama güzel bir sözdür. Herkesin ilk razı olduğu bu hal de doğal olarak ilk aşkta var olur. Al yine buradan yak.
Ama hepsinin sonu, tekrar aşık olmaya bakar. Tekrar aşık olur da ayrılırsanız mesela; o kimse ilk aşkınız gibi olur, aynı şeyleri yaşarsınız; ha daha çok tecrübeniz vardır; daha az koyar. Ama koyar. Bu yüzden son aşk daha az koyduğundan belki de ilk aşk efsane olmuştur.
Mesela turgut uyar ne der bu konuda:
"galiba ilk'ler değil önemli olan. Koşullar. Bir yaşta herkes dünyayı kendine göre görür, kendine göre yorumlar. Bu gördüğü, kurduğu, yorumladığı, genellikle doğrudur, yaratılışı doğrultusundadır...
'Her şeyden biraz kalır' diyor bir italyan atasözü. En inandığım doğrulardan biri. Söylemeden edemeyeceğim bir doğru da şu: aşk söz konusu olduğunda, ikinci de, üçüncü de, sonuncu da ilk'tir."
İlk aşkla, Son dediğimiz aşk arasındaki tek fark; ilk insana gösterdiğimiz tahammülü - daha çok sevsek bile- diğerlerine gösteremememizdir.
manitaciyan,

5 yorum:
gece gece boğdun piç.
vay amk..
çok fena şekilde haklısın.
siktin attın
bu paylasımdan sonra sabahlar olmasın amk :(
Yorum Gönder